Ayhan Bilgen: Kayyım Politikası, Kürt Sorununda Çözümsüzlüğün Sonucudur

Ayhan Bilgen: Kayyım Politikası, Kürt Sorununda Çözümsüzlüğün Sonucudur

0
PAYLAŞ
<

HDP belediyelerine yönelik kayyım politikalarını değerlendiren Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen, “Hiçbir toplumsal kesim diğerinden daha meşru veya peşinen suçlu olamaz. Kayyım politikası, Kürt sorununda çözümsüzlüğün sonucudur” dedi.

Bugüne kadar Kars’a kayyım atanmamış olmasının kendilerininin dışında iki nedennin olduğunu belirten Bilgen, “Biri belediyenin tahrip olmuş kurumsal yapısı, borçlar vs. Diğeri ise şehrin kendisine özgü çoğulcu sosyolojisinden kaynaklı siyasi dengeler.” ifadelerinde bulundu.

HDP, 31 Mart yerel seçimlerinde 65 belediye kazandı. Yüksek Seçim Kurulu (YSK), KHK’leri gerekçe göstererek 6 belediyede mazbata vermedi. Kalan 59 belediyeden de 47’sine kayyım atandı, 2 belediye başkanı partiden ihraç edildi.

HDP’nin kayyım atanmayan 10 belediyesi kaldı. Kayyım atanmayan tek il belediyesi ise Kars. Özellikle “Kars’a kayyım atansın” kampanyası yürüten yerel çıkar gruplarının olduğunu dile getiren Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen içinde bulundukları durumu Cumhuriyet’ten Zehra Özdilek’e anlattı:

– Görev sürenizin üzerinden yaklaşık 1.5 yıl geçti. Bu sürede nasıl bir politika izlediniz, icraatlarınız neler oldu?

Öncelikle belediyenin şeffaf, adil ve etkin hizmet sunan bir kurum haline gelmesine odaklandık. Kayırma ve haksız uygulamaları talep kimden gelirse gelsin engelledik. Şehrin en acil sorunu temizlik konusunda kısa bir süre içinde mesafe aldık. Şimdi yol yapımı ve su şebeke bakım hizmetlerine yoğunlaştık. Üretime, kırsal tarıma ve kooperatif yapmış olduğu çalışmalarına büyük önem veren bir çalışma ortaya koyduk. Kültürel etkinliklerde, kadına yönelik şiddet ile mücadelede, kadın futbol takımı ile büyük ilgi gören yapmış olduğu çalışmaları beraber başardık. Belediye meclisinde 5 parti temsil edilmesine rağmen kararların önemli ölçüde oy birliği ile alınmasını sağladık. En önemlisi katılımcı ve hesap veren bir belediyecilik anlayışını hayata geçirdik.

‘ÇÖP KONTEYNERİ BİLE ALAMADIK’

– Görevinizi yürütürken karşınıza ne tür zorluklar çıkıyor?

Hâlâ özel kalem ataması onaylanmamış bir belediyeyiz. İller Bankası’ndan gelen personel harcamalarına bile kimi zaman yetmeyen belediye payı dışında bir çöp konteynırı bile alamadık ancak bu bizi öz kaynaklarımızı büyütmeye mecbur etti. Geçmiş dönem borçları dolayısı ile tüm araç, arsa ve banka hesapları hacizli. Bu şartlarda bile hizmet üretilebildiğini gösterdik.

– HDP’li 47 belediyeye kayyım atandı. Sıranın size gelmesini bekliyor musunuz?

Hukuk öngörülebilirlik demektir. Hangi fiilin neticesinin ne olacağını önceden bilmek ve ona göre hareket edebilmektir. Ne yazık ki kayyım atamalarında hukuki değil siyasi analiz söz konusu olabilir. Geçen dönemde Iğdır dışında tüm il belediyelerine kayyım atanmıştı. Bu dönemde de Kars dışında atanmayan il kalmadı. Bir belediyeyi bırakmak bilinçli siyasi bir tercih olabileceği gibi Kars’a da her an atanabilir. Biz her an atanma ihtimalini dikkate almakla beraber hiç atanmayacak biçimde yapmış olduğumuz çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu konunun muhatabı biz siyasetçilerden ziyade Kars halkıdır. Biz onların bizlere vermiş olduğu emaneti yönetmeye çalışmaktayız.

‘KAYYIM ATANSIN KAMPAYNASI YÜRÜTEN YEREL ÇIKAR GRUPLARI VAR’

– Kayyımı beklerken nasıl bir ruh haliyle çalışıyorsunuz?

Elbette her an yaşanabilecek bu durumu hiçe sayarak çalışmak mümkün değil. Özellikle “Kars’a kayyım atansın” kampanyası yürüten yerel çıkar grupları, bu planlarını güvenlik politikalarının sembolleri üzerinden medyaya taşıyorlar. Bugüne kadar kayyım atanmamış olmasının bizim dışımızda iki önemli sebebi var: Biri belediyenin tahrip olmuş kurumsal yapısı, borçlar vs. Diğeri ise şehrin kendisine özgü çoğulcu sosyolojisinden kaynaklı siyasi dengeler.

– Cumhurbaşkanı Erdoğan her seçim sonrası “millet iradesi tecelli etti” diyor. HDP seçmeni “millet iradesi” olarak görülmüyor mu?

Demokrasilerde halk iradesi sandıktan ne çıktıysa odur. Elbette her şey seçim ve sandıktan ibaret değildir ancak bunlar demokrasinin asgari temsil mekanizmalarıdır. Bir süredir temsili demokrasi uluslararası kriz yaşıyor ve otoriter rejimler sandık ve seçimle güçlenme fırsatı buluyor. Demokrasinin görece kurumsallaştığı Avrupa ve Amerika’de sağ popülizmin geldiği ırkçı eğilimler bu bakımdan dikkat çekicidir. Türkiye, bu seyre paralel bir süreç yaşıyor. Elbette sandıktan çıkan iradeye saygı, ister merkezi ister yerel, siyasette esas olmalıdır. Darbe, müdahale ve vesayet kim tarafından kime karşı yapılırsa yapılsın karşı durulmalıdır.

Türkiye, askeri vesayet rejiminin geriletilmesinde önemli mesafe aldı ancak bunu kalıcı hale getirecek siyasi olgunlaşmayı hayata geçiremedi. Bu tabloda iktidarlar kadar muhalefet partilerinin geçmişte yapmış olduğu yanlışların payı vardır. Tüm partilerin seçmeni gibi HDP’ye oy veren seçmen de Türkiye sosyolojisinin bir parçasıdır. Hiçbir toplumsal kesim diğerinden daha meşru veya peşinen suçlu olamaz. Kayyım politikası, Kürt sorununda çözümsüzlüğün sonucudur. Bu pata durumundan çıkış için iktidar veya muhalefetten kim ilk adımı atar, sürdürülebilir bir açılım yaparsa 2023’e giderken geleceği inşa sürecini o yönetecek, uluslararasılaşan Kürt dinamiğini dikkate alarak siyaset üretebilecektir.

Çaldıran Ajans

PAYLAŞ

BİR CEVAP BIRAK